“RANTIN, TALANIN, YAĞMANIN KISKACINDA” TOPRAK OLMAK !!!

Paylaş
 

“RANTIN, TALANIN, YAĞMANIN KISKACINDA” TOPRAK OLMAK !!!
Birleşmiş Milletler 5 Aralık 2014 gününü Dünya Toprak günü ve 2015 yılını da toprak yılı olarak ilan ederek toprağın dünyanın tüm canlılar için yaşanabilir bir yer olarak kalmasında, insanlığın barınmasında, beslenmesinde ve diğer gereksinimlerinin karşılanmasındaki önemine yerine dikkat çekmiştir. 7 milyarı aşan dünya nüfusunun 1 milyar ve daha fazlasının açlık çektiğini; dünya nüfusunun yarısından fazlasının yeterli gıdadan, temiz sudan veya insanca yaşama koşullarından yoksun oldukları dikkate alındığında her türlü tarımsal üretimin ve gıda üretiminin en önemli unsuru, temiz suyun, havanın ve onların sürdürülebilir kullanımının sigortası kısacası hayatın kaynağı, yaşamın başlangıç ve bitiş yeri olan topraklarımızın 1 cm2 nin dahi yok edilmemesi, amacı dışında kullanılmaması gerektiği görülür.
Tüm mikro ve makro organizmalar, bitkiler ve insanlar için beslenme, barınma ve yaşama ortamı sağlayan kaybedildiğinde de yerine konulması mümkün olmayan bir santimetresinin oluşması için bile ayrışma koşullarına bağlı olarak binlerce, on binlerce yıl gereken en önemli doğal varlıklarımızdan birisidir toprak . Ayrıca dünyamız ve ülkemizde de olduğu gibi gittikçe artan nüfusun beslenmesini sağlamak için kullanıma açılabilecek toprak kaynaklarının son sınırına ulaşılmıştır. Bu nedenle tarımsal üretimde kullanılmaya uygun topraklarımız en başta olmak üzere tüm topraklarımızın sürdürülebilir kullanımını sağlamak, bozulmalarını ve amacı dışında kullanılmalarını önlemek zorundayız.
FAO ‘ya göre günümüz teknoloji düzeyi ve tamamında bitkisel üretim yapıldığı dikkate alındığında dünya arazi yüzeyinin %34’ ü veya 4.5 milyar hektarı yağışa bağlı tarımsal üretime mükemmel ya da iyi derecede uygun olduğu tahmin edilmektedir.
Bunun ise 1.6 milyar hektarında tarımsal üretim ya da işlemeli tarım; işlemeli tarım yapılan arazilerin 1.3 milyar hektarında ise yağışa bağlı tarım yapılmakta olup yağışa bağlı tarım dünyada yapılan tarımsal üretimin % 60’nı karşılamaktadır.
1961 yılından 2007 yılına kadar olan süreçte dünya ölçeğinde ortalama her yıl 4 milyon hektar tarım arazisi eklenmiştir. Tarımsal üretimdeki büyüme üzerinde verim artışının baskınlığına rağmen arazi genişlemesi gelişmekte olan ülke veya bölgelerde önemli bir faktör olmaya devam edeceği ancak günümüzde yanıtlanması gereken en önemli sorunun artan nüfusun gereksinimlerini karşılamak için söz konusu ülke ve bölgelerde daha ne kadar arazinin gıda üretimi için kullanılacağıdır.
Günümüzde tarımsal üretimde verimlilik oranının birçok bölgede azalmaya başladığını ve bazı alanlarda ise yeşil devrimin en parlak dönemindeki verimliliğin yarısına düştüğünü ciddi bir “uyarı işareti” olarak algılamamız gerektiği Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne (FAO) 2011 yılında “tarım ve besin için dünya toprak ve su kaynaklarının durumu” raporunda ifade edilmiştir.
FAO Dünyanın içinde bulunduğu durumu, lokal veya ulusal ölçekte toprak ve su kaynaklarına olan gereksinimdeki dengesizliğin artışına bağlı olarak ortaya koymakta ve üretim kapasiteleri son sınırına ulaşan alanların sayısının hızla arttığı konusunda uyarmaktadır.
Son yıllarda kişi başına düşen tarım arazisi gelişmiş ülkelerde %14.3 azalırken, gelişmekte olan ülkelerde %40 oranında azalmıştır. FAO’ ne göre kişi başına düşen tarım arazisi 0.23 hektar olup, 2050 yılında bu miktarın 0,15 hektara kadar düşeceği öngörülmüştür.
Ülkemizde de tarımsal üretimde kullanılan arazi ve arazi kaynakları ilişkisi dünya arazi kaynakları ve kullanımı ilişkisine benzer hatta daha kötü bir biçimde gerçekleşmiş olup ülkemizde de tarımsal üretimde kullanılabilmek arazi varlığımızın son sınırına gelinmiş olmasının ötesinde toprak işlemeli tarıma uygun olmayan binlerce hektar arazide de tarımsal üretim yapılmaktadır. Kısacası tarımsal üretime aktarabileceğimiz potansiyelde bir avuç toprağımız veya doğal arazi varlığımız bulunmamaktadır.
Tarım dışı amaçla arazi kullanımının diğer sorunlara göre öncelikli ve önemli bir konu olduğu açıklanan ve günümüzden 32 yıl öncesine ait verilere göre ülkemiz arazi varlığının sadece %15.1’i (11.8 milyon hektarını oluşturan verimli tarımsal potansiyeli yüksek topraklara sahip I. ve II. sınıf arazilerin çok iyi bir şekilde amacına uygun kullanılması, korunması gerektiğini göstermektedir. Ancak 1950’li yıllardan günümüze özellikle 1970’li yıllardan itibaren artarak devam eden sanayileşme ve hızlı nüfus artışına bağlı yerleşim alanı talepleri gibi tarım dışı her faaliyetin tarıma elverişli olmayan arazilere kaydırılması yönetmeliklere, kanunlara ve planlara rağmen sağlanamamış, I. ve II. sınıf tarım arazilerine ek olarak tarımsal üretime uygun diğer tarım topraklarının da yok edilmesi önlenememiştir.
1949 yılında kişi başına düşen tarım alanı 0,75 hektar iken nüfus artışı ve özellikle 1980’lerden sonra artan amaç dışı kullanımlar nedeniyle 2012 yılında kişi başına düşen tarım alanı miktarı %117 oranında azalarak 0,34 hektara gerilemiştir. 1961-2002 yıları arasında tarımsal üretimden kaybedilen tarımsal üretime uygun topraklardan oluşan arazi miktarı 450 bin hektar iken, 2003 -2013 yılları arasında bu miktar 3.539 958 hektara ulaşmıştır.
TÜGEM’ göre tarım arazilerinin amaç dışı gaye ile kullanılmasına dair yönetmeliğin yürürlükte olduğu 2001-2005 yılları arasındaki dönemde yapılan 15.746 adet başvuru ile toplam 959.500 hektar arazinin değerlendirmeye alındığı 424.994 hektar araziye amaç dışı kullanım izni verilir iken, 233.927 hektar araziye izin verilmediği, ayrıca izin verilen, irtifak hakkı ve kanun kapsamı dışı olmak üzere amaç dışı kullanılarak yok edilen arazisi miktarının 725.573 hektar;
Toprak koruma ve arazi kullanım kanunun yürürlükte olduğu 2005-2010 yılları arasındaki dönemde yapılan 18.301 adet başvuru ile toplam 1.382.953 hektar arazinin değerlendirmeye alındığı 402.013 hektar araziye amaç dışı kullanım izni verilir iken, 350.862 hektar araziye izin verilmediği, ayrıca izin verilen, irtifak hakkı ve kanun kapsamı dışı olmak üzere 1.032.091 hektar tarım arazisinin amaç dışı kullanım nedeniyle yok edildiği bildirilmiştir.
Kamusal izin verilen amaç dışı kullanım miktarı Yönetmelikli dönemde 84.998,8 ha/yıl; 232,9 ha/gün; Kanunlu dönemde ise 67.002,1 ha/yıl; 183,5 ha/gün olarak gerçekleşmiştir.
Yönetmelikli ve kanunlu dönemde izin verilen tarım arazilerinin amaç dışı kullanım miktarı 827 bin hektar iken; izin verilen, irtifak hakkı ve kanun kapsamı dışı olmak üzere toplam 1,757 milyon hektar tarım arazisi amaç dışı kullanılarak kamusal denetim altında yok edilmiştir. Çalışmada sunulan veriler kanunlu dönemde izin verilen amaç dışı arazi kullanım miktarının azalmış (%5.4) olduğunu gösterse de kanun kapsamı dışında değerlendirilen arazi izin taleplerindeki %52,3’lük artışın amaç dışı kullanım taleplerinde farklı bir yaklaşımın ve anlayışın hakim olduğunu göstermektedir.
Bursa ilinde de, yönetmeliklere, kanunlara ve çevre düzeni planlarına rağmen kamu adına görev yapması gereken ve kamu kurum ve kuruluşları olarak adlandırılan kurum ve kuruluşların destekleri veya kolaylaştırıcı etkileriyle tarım toprakları hızla geri kazanılamayacak biçimde yok edilmeye devam etmektedir.
2006 yılında onaylanarak yürürlüğe giren1:25000 ölçekli planın merkez ve batı bölgeleri merkez bölgesi planları verilerine göre 1976 yılı ova koruma alanı içerisinde 2425,4 hektar alanda şehirleşme ( kentsel, kırsal yerleşim, park alanları ve sanayi alanları) kararı getirmiştir. Ancak işin ilginç olan yanı 2030’lu yılları hedefleyen planda öneri şehirleşme alanının (2425,4 hektar) 1092 hektarının zaten yapılaşmış alanlar olmasıdır. İşin üzücü yanı ise 2006 yılında getirilen öneri şehirleşme alanı kararları ile korunması kararlaştırılmış Bursa ovasın’dan geriye 8817,2 hektar alanın kalacak olmasıdır. Sözün kısası korunması karara bağlanan tarımsal potansiyeli çok yüksek topraklardan oluşan ovanın 30 yıllık süreçte %21,5’i (2425,4 hektar) planlı bir biçimde geri kazanılamayacak biçimde yok edilecektir.

Sözün özü veya gerçek olan durum ise Ülkemizde Kanun ve yönetmeliklerin tarım arazilerini korumaya yetmediğidir. Özellikle son yıllarda yönetim erkini elinde tutan siyasi iradenin (AKP hükümetinin) çıkardığı kanun hükmünde kararnameler, torba yasalarla tarım, çayır mera ve orman arazileri ile ilgili var olan yasaların koruyucu, amaçları dışında kullanılmasını zorlaştırıcı hükümlerini işlevsizleştirilecek yok edecek kanunlar, yönetmelikler yürürlüğe konmuş olup bunun tam tersine 2005 yılında çıkarılan 5403 sayılı “Toprak koruma ve arazi kullanım kanununun” toprakların haritalanması ve veri tabanlarının oluşturulması, kullanım planlarının oluşturulması, toprak erozyonu riski yüksek alanların belirlenmesi ve haritalanması; kirlenme, sanayileşme ve şehirleşme baskısı yüksek ovalara büyük ova statüsü kazandırma gibi tarım topraklarını koruyucu, geliştirici ve sürdürülebilir kullanımlarını sağlayacak hükümleri yürürlüğe sokulmamıştır/sokulamamıştır.

Ülkemiz topraklarının en ciddi sorunları önem sırasına göre erozyon, amaç dışı kullanım, kirlenme ve çoraklaşmadır. Son yıllarda ülkemizde özellikle tarımsal potansiyeli yüksek ova topraklarımızda tarımsal üretimi kısıtlayan, topraklarımızın yok olmasına neden olan sorun, en az erozyon sorunu kadar önemli hale gelen gizli ya da sinsi erozyon diye adlandırabileceğimiz, hızlı sanayileşme ve nüfus artışına bağlı kentleşme sonucu verimli tarım topraklarının amaç dışı kullanımıdır.
Kızılderili Reis’in yıllar önce söylediği gibi “Toprak insana değil, insan toprağa aittir”. Yada ünlü Ozanımız Aşık Veysel’in dediği gibi ;
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğme döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır
Karnın yardım kazma ile belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.
Öncelikle, ülkeyi yöneten veya yönetmeye aday tüm siyasilerin, kamu kurum ve kuruluş yöneticilerinin, sanayicilerimizin, halkımızın ve son olarak cefakar üreticilerimizin Kızılderili REİS ve saygıdeğer Halk ozanımız Aşık VEYSEL gibi toprağın Sırrına Mashar olmalarını dileyerek DÜNYA TOPRAK GÜNLERİNİ” KUTLUYORUZ.
Saygılarımızla
TMMOB Ziraat mühendisleri Odası Bursa Şubesi

TMMOB Ziraat Mühendisler Odası
Bursa Şube Yönetim Kurulu Adına
Doç. Dr. Ertuğrul AKSOY
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA