SİRKE ŞİŞESİ MİSİN, ARIKOVANI MI?

 

 

 

SİRKE ŞİŞESİ MİSİN, ARIKOVANI MI?
Elindeki sirke şişesini çöpe atmak üzereydi. Kullanılmış, boş ve artık ihtiyaç duyulmayan bir şişe. Sonra birden ‘ Paylaşılmaya biriktirilen acılar, küpteki keskin sirkeden başka bir şey değildir ‘ manasında bir his uyandı içinde. Bir şarkının, geçmişten bir hatırayı canlandırması gibi bir histi bu. Peşi sıra cümleler / hisler devam etti.
Dedi ki:
Yıllarca imbikten süzdüğün damlalar azınlık olmaktan çıkıp gölleşmeye giden bir bütün olmaya başladığında, kendine sorman gereken tek bir soru vardır: Sirke küpü müyüm, yoksa arı kovanıyım? Küpün dayanıklılığı mı önemlidir, içinde ne olursa olsun; yoksa su kadar saf mı olmalı özündeki, incecik zardan bir küp bile gerektiğinde onu korusun. Bu sorunun cevabı bir dönüm noktası değildir asla. Olsa olsa uzun bir yolun çakıl taşıdır küçücük. Ama koskoca bir kaya parçası değil midir karınca için çakıl taşı.
Hangi küpe/insana sorarsan sor, paylaşılmaya biriktirilen acılar, küpteki keskin sirkeden başka bir şey değildir. Mutluluklar ise sirke ile mantar arasında sıkışmış hava kadardır ancak. Mantarı çıkarınca ki zaten paylaşmanın başka yolu yoktur, tüm mutluluklarını diğerleriyle birleştirirsin. Oysa acılar o kadar kolay dağılmaz hava gibi. Yoğunluktan sıvılaşmış/sirkeleşmiş yapısıyla içini dökebileceği başka bir küp arar. Ama keskin bir sirkeyi kim kabul eder kendi küpünden başka.
Sirkeye nazaran, kovandan daha mutlu var mıdır içindeki imrenilecek balıyla. Yolundaki dağ gibi taşları aşıp gelen karınca, sirkeyi mi tercih eder kovandaki bal yerine. Sirkesi yüzünden şişe için üzülmeyen, balından dolayı kovan için sevinmeyen hiç bir karınca yoktur.
Acılarına ancak sen dayanabiliyorken ve üstelik tek dayanağın da mutlulukların oluyorsa çoğu zaman, şişeyi/küpü anlamaya başlamanın tam zamanıdır.
Hayatın bir cilvesidir ki, elindeki sirke için değer biçerler insana. Sirken ne kadar keskinse, şişesinden de o kadar bahsedilmez. Eski zaman savaşçıları, yaptıkları kahramanlıkların en acı ve zor taraflarını anlatarak alkış toplarlarken, günümüz insanları da başardığı işin ne kadar zor, baskılı ve manevi acılarla dolu olduğundan dem vurur. Keskin sirkeyi tercih ederler boş bir şişenin/küpün yerine. İşte bu yüzden mutlu insanların tarihi pek yazılmaz. İçinde sirkesi olmayan bir küp çok fazla değer taşımaz.
Oysa değer dediğin ne varsa-sirke ya da bal, acı ve ya mutluluk, küpün marifeti değil midir var olanı koruyor olmak. Şekilsizdir acılar ve mutluluklar. İşte bu yüzden onları koruyanın bir kap olduğu aşikârdır bir yerde.
Bal küpünden/kovanından nasibini aldıysan eğer, sakın balından almaya çalışanları acı veren iğnelerinle sokma. Çünkü paylaşılmayan mutluluklar, tıpkı çalışmayan demirin paslanması gibi sirkeye dönüşecektir. O zaman paylaşılmaya biriktirdiğin acıların olacaktır, bal olduğunu zannettiğin küpün içinde. Bu yanılgıyla, korumaya çalıştığın acılarını, içinde öyle bir saklarsın ki, nasıl üzüm şaraba, bulut ta yağmura dönüşüyorsa, elbet sirkeleşecektir hatıraların. Geçmiş mutluluklarından uzaklaştıkça, sana parmağını yalatan bal damlaları, kemale ermiş bir keskinliğin küpünde sirke olarak birikecektir.
Bir zaman sonra marifet olmaya başlayacak keskinliğin derecesi. Mahvediyor olacaksın kendini ama ne yapabilirsin, küp olarak tek değerli varlığın muhteviyatındır mecburen. Zamanın çekirdeğinden damıttığın hayatını ballandırma çabaların, zamanla sirkeleşmeye doğru gidiyorsa, bir şeyler yapmanın gerekli olduğunu düşünmeye başlayacaksın. Acılarını boşaltmak için başkalarına muhtaç olduğunu anladığın anda, küpün, sirkeden ne kadar şikâyetçi olduğunun farkına varacaksın. Yıprandığını fark edeceksin her aynaya baktığında.
Kulağa bir küpe takmanın doğru bir karar olduğunu hatırlayacaksın. Temiz ve sağlam bir küp sahibi olmayı hedefleyeceksin mesela. Onu sirkeden arındırıp bir güzel yıkayacaksın. Gözyaşıdır bazen en iyi temizleyici. Bazen de olur olmaz yollara vurursun ayaklarınla beraber benliğini.
Boşluğu olan her şişenin/küpün/insanın içinde mutlaka bir mektup vardır. Mektup, o boşluğun ta kendisidir aslında. Okyanusa bırakılmış, kaderin dalgalarına teslim bir imdat şişesi olursan, kendi içine bıraktığın, bulunmaya mecbur mektubunla bir gün birileri mutlaka seni okuyacaktır.
Paylaşılmaya değer olan her şey hava gibi uçucudur. İşte bu yüzden küpün ağzını açık bırak. Boşluğun/mektubun diğer boşluklarla birleşsin. Parçalardan bütün olmanın tek yoludur birleşmek. Bütün arılar kovandan içeri girebilsin. Sirkeleşmeden önce karıncalar da tatsın senin balını. En değerli olanlar senin içindeki notu okumaya muvaffak olsunlar.
Çöpün kapağını kaldırdı ve şişeye şöyle bir baktı. Etiketi yırtık, boş bir sirke şişesi… Sonra hiç düşünmeden şişeyi çöpe attı.
Yazık ki, ilgiye değer olanın boş sirke şişesiyle aynı kaderi paylaşacağı tecrübeyle sabit oldu.
Erdal Erşehit

Bu yazı 552 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA