NATO…FETÖ…TÜRKİYE

 

 

 

NATO…FETÖ…TÜRKİYE

Nato’nun derdi ne?

İSLAM  PEYGAMBERİ HZ MUHAMMED MUSTAFA’NIN kötü resimlerle ve karikatürize edilerek dünyaya servis edilmesi ve küfredilmesi, İslam dini karşıtlığının körüklenmesinin amacı ne?

Danimarka’da, Norveç’te, İsveç’te, AB nin bir çok ülkesinde İslam düşmanlığını yaratıp Türkiye üzerine baskı oluşturmaya çalışmanın nedeni ne olabilir?

Yıllardır Laik Demokratik ve de Müslüman bir ülke olarak üzerimize oynamalarıyla ilgili büyük plan ne?

Son olarak…

Geçtiğimiz günlerde Norveç’te yapılan NATO tatbikatında benzerleri yaşandı…

Bu kez hedef devletimizin kurucu başkanıydı…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURUCU LİDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK DÜŞMAN GÜÇLER ARASINDA GÖSTERİLDİ…

Ardından…

CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ YAPIYORMUŞ GİBİ BİR SENARYODA KULLANILDI…

NATO gibi bir örgütün yöneticileri onaylamadan alt kadroların böyle bir olayı-krizi yapabilmesi mümkün mü?

Tabi ki değil….

ÖYLEYSE NATO NE YAPMAK İSTİYOR.?

***

2nci Dünya Savaşı sonrası…NATO

1945-49 yılları arasında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri SSCB nin genişlemeci politikalarına karşı NATO ile bir güvenlik çemberi-örgütü oluşturma ihtiyacı hissettiler.

Yeni oluşan İdeolojik bir çemberin merkezi durumunda olan SSCB nin Norveç, Yunanistan ve Türkiye ve diğer batılı ülkelerin egemenliklerine yönelik tehditler ve 1948 yılında sonrasında Çekoslovakya da yaşanan Sosyalist darbe NATO’nun kurumasında önemli olmuştur.

1949 yılında Washington da  ABD, KANADA, BELÇİKA, FRANSA, LÜKLEMBURG, HOLLANDA, İNGİLTERE, DANİMARKA, İZLANDA, İTALYA, NORVEÇ ve PORTEKİZ temsilcileri bir araya gelerek KUZEY ATLANTİK PAKTI (NATO) nı imzalayıp güvenlik örgütünü kurdular.

1952 yılında TÜRKİYE ve YUNANİSTAN üye oldular.

FEDERAL ALMANYA 1955, İSPANYA 1982 yılında NATO üyesi oldu.

İdeolojik merkezli ve başını SSCB  ile ABD nin çektiği iki kutuplu SOĞUK SAVAŞ olarak tanımlanan DEHŞET DENGESİ NÜKLEER SAVAŞ tehditleriyle dolu sürede NATO istihbarata, güç ve karşı politikalara dayalı bir güvenlik modeli olarak NATO dünyanın her yerinde çok farklı faaliyetlerde bulundu.

1980 li yıllarda Devlet Başkanı olan Gorbaçov döneminde SSCB dağıldı.

Soğuk savaş bitti.

Rusya bir süre sonra yeniden toparlandı ve BİRLEŞİK DEVLETLER TOPUUĞU olarak yeniden örgütlendi.

Sürece göre NATO, görev alanlarında değişiklikler yaptı.

YENİ NATO

Günümüzdeki halini 1991 yılında almaya başladı.

Yeni NATO’nun güvenlik anlayışı ideolojik karşıtlıktan çıkıp stratejik ortaklıklara dayalı bir güvenlik şemsiyesi halini aldı.

Bu durum  aşağıdaki maddelerle özetlenebilir bir durum oluşturdu.

1- Avrupa  Atlantik Ortaklık İşbirliği Konseyi (AAOK/EAPC) adıyla yeni bir açılım yapan NATO, dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinin bünyeye katılması ve en son 1997 de Gürcistan ve Arnavutluk’un katılmasıyla birlikte NATO üye ülke sayısı 22 ye çıktı.(NATO el Kitabı 50 yıldönümü sayısı.Brüksell basın enformasyon Belçika 1998 sayfa,26)

2-Çok taraflı, ikili görüşmelerle SAVUNMA KONSEPTİ üzerinde görüşmeler sürekli ve düzenli olarak yapılmaya başlandı.

3-Kriz önleme ve barış korumada farklı bir yaklaşımın benimsenmesi durumu ortaya çıkmış ve Yugoslavya’nın parçalanması sonrasında kendisine hayat alanı bulmuş görünmektedir.

***

Ancak yaşanan gerçekler başkadır…

Stratejik alanlar tanımıyla yeni görev anlarını belirleyen NATO, Avrupa’nın göbeğinde yaşanan ve dağılan Yugoslavya topraklarına sahip çıkmak adına SIRPLARIN Bosna Hersek de yaşanan katliamlarına göz yumdular.

Onbinlerce Müslüman’ın katledilmesine yol açan soykırımların yaşandığı Bosna Hersek’de, Birleşmiş Milletler ve NATO güçlerinin komutanları soykırımı izleme stratejisiyle yetindiler.

Serebrenitka katliamını yapanlara yol açanlar unutulmaz…

Tarih, bu katliamı ve katliamı sona erdiren lider Boşnak Lider ALİYA İZZET BEGOVİÇ’i her zaman anacak, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE NATO sınıfta kalmış olarak hatırlanacaktır.

NATO İTTİFAKININ ZİRVE TOPLANTILARI

İttifak zaman zaman NATO tarihinde önemli kararlar gerektiren zamanlarda, katılımcıların Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde zirve toplantıları düzenler.

Bu zirvelerde alınan kararlara göre NATO, köklü bir değişim göstermiş durumda olan ASKERİ KANADIN görev alanlarının yeniden tanımlanması ve geleneksel görevleri dışında yeni görev tanımlarının da yapılmasını ortaya çıkardı.

YENİ GÖREV ALANLARI VE TÜRKİYE İÇİN DİKKAT ÇEKİCİ BİR DURUM

D.asmus, Larrabe , Lesser, Ronald, F. Stephen, Ian O isimli stratejist grubu NATO DERGİSİNİN 1996 Haziran sayısı ve s.27 de aşağıda tırnak içinde yazılı ifadeleri kullanarak gelecekte bu bölgede İSLAM merkezli sorunların çıkacağını belirtiyorlar.

 “Soğuk savaşın sona ermesi Avrupa’nın jeostratejik haritasını tamamen değiştirmiş, Avrupa’nın merkez ve çevre bölgeleri arasındaki geleneksel bölünmeleri ortadan kaldırmıştır. Yeni stratejik sorular iki kriz yayı üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu yayların ilki : Kuzey Avrupa’dan başlayıp Almanya ve Rusya’nın arasından geçip Balkanlardan Güneye doğru inen yaydır.

İkincisi ise : Kuzey Afrika ve Akdeniz’den geçerek Orta Doğu’ya ve Güney Batı Asya’ya uzanan güneydeki yaydır.

Ekonomik ve demografik baskılar Akdeniz’de istikrar olasılığını azaltmaktadır. Bu gün İslam unsuru Akdeniz’de ki güvenlik denkleminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu unsur bazılarının iddia ettiği gibi (Uygarlıklar arası kaçınılmaz bir çelişki) nin sonucu olarak değil, ileri gelen devletlerde bir değişimin, hatta şiddet içeren değişimin arkasındaki kuvvet ve Avrupa’nın çevresindeki pek çok tehlikeden bir tanesidir. TÜRKİYEDE güçlenmekte olan İSLAMİ POLİTİKA henüz ılımlı bir parlamento olusu ise de, ileride ciddi sonuçlar doğurabilir.”

***

Yukarıda yazılı bilgiler eşliğinde…

Başka bir açıdan bakıldığında, bu sorunları yaratacağız anlamı da taşıyor bu ifadeler.

Ve öyle de oluyor gelecek yıllarda…

Saddam’la Irakta başlayan, Suriye ile devam eden, Libya, Tunus, Yemen ve Mısır’da kendisini gösteren ayaklanmalar ve sonrasında NATO dergisinde yazılı olanlar birer birer gerçekleşiyor.

Türkiye akıllı ve kıvrak devlet gücü ve politikalarıyla bu sorunların içinde etken roller üstlense de, kendi ülkesinde doğrudan yaşamıyor.

Türkiye Cumhuriyeti, terör baskısı, kalkışma hareketleri ve savaşın içine istem dışı çekilme, iç savaşa zemin hazırlama faaliyetleri içinde olan hainlerce gri ve kara propagandaya hedef olsa da doğru politikalarla kendisini koruyor.

***

NATO demek ABD demektir.

ABD ne istiyorsa NATO o tarafa yönlenmektedir…

ABD nin istemediği hiçbir durum NATO kapsamında gerçekleştirilemez.

NATO örgüt olarak bir savunma organizasyonudur ancak siyasi çıkarları bakımdan ABD nin gücünü göstermesi bakımından kriz bölgelerinde de rol üstlenmektedir.

NATO büyük ve etkili bir organizasyondur ama askeri bakımdan ABD dışında en güçlü ordu desteği TÜRKİYE den verilmektedir.

Üye ülkelerin çoğu Avrupa’nın küçük ülkeleri olup en etkili ülkeler İngiltere ve Türkiye olarak ortaya çıkmaktadır.

Son dönemlerde NORVEÇ, DANİMARKA, HOLLANDA, ALMANYA gibi ülkelerde ortaya çıkan İSLAMİYET VE TÜRKİYE karşıtlığında sanki ABD haberi yokmuş gibi davranmaktadır…

Bu tür İSLAM ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ kötülenmesi şeklinde kendini gösteren olaylar münferitmiş gibi gösterilmekte ve bu politikaların sahibi durumundaki ABD kendi niyetini ve politikalarını bu ülkeler üzerinde perdelemektedir.

ABD NEDEN SORUMLU

Çünkü ABD, dünyanın her yerinde kirli savaşlar yapan, sabotajlar ve darbeler süreçleri yaşayan, yaşatan bir ülkedir.

Çıkarlarına uygun olmayan politikaların uygulandığı ülkelerde darbe teşebbüsleri için zeminler hazırlaya bir ülke durumunda olduğu ülkemizin geçmiş dönemlerinde yaşanan darbeler döneminden de bellidir.

Bizim çocuklar dedikleri Kenan Evren’in 12 eylül Askeri darbesinin lideri olması, ne olduklarını anlamak adına yeterlidir.

FETHULLAH GÜLEN NEREDE YAŞAMAKTADIR?

Tabi ki yıllardır ABD de yaşamaktadır.

Ilımlı Müslüman Lider olarak ABD nin yaratıp, yaşattığı bir kültürel-askeri-politik projenin argümanı olarak Fethullah Gülen, Türkiye üzerinden yeni tür emperyal amaçlarla kullanılmak üzere yetiştirilmiş bir ajan provokatördür.

***

Bu satırların yazarı, Fethullah Gülen için 1999 yılında ULUSLAR ARASI POLİTİK DERİNLİKLERDE ANADOLU 2000 isimli yayınlanan kitabında “Gülen, dini esaslara yönelik sosyolojik alt yapı hazırlanması amacıyla konuşmalar yapıyor, kilit noktaların ele geçirilmesini istiyordu. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyetini istemeyen Fethullah Gülen açık toplantılarda topluma ve devlete şirin görünmeye çalışırken, kapalı toplantılarda devleti nasıl ele geçiririz hesapları yapıyorlardı” diye yazmıştı. (sayfa 94)

***

Yaşanan model şöyle görünüyor.

Bunun için sıcak yaklaşımlı eğitim, kültür kullanılmış ancak devletlerin içine girerek el altından ele geçirme zemini hazırlamışlardır.

Bir ülkenin yedi yaşındaki çocuklarını ilkokuldan lise sona kadar eğitim vermekte, sonrasında lisans, yüksek lisans doktora çalışmaları için ABD üniversiteleri alınmakta ve sonrasında kendi ülkelerine dönen bu çocuklar ABD için çalışan birer ajan gibi her kuruda faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

Bu süreç Türkiye’de yaşanan FETÖ Terör Darbe Teşebbüsünün bertaraf edilmesiyle son bulmuştur.

Foyaları Türkiye’de ortaya çıktığı ve suçüstü yakalandıkları için, Türkiye Cumhuriyetine özel bir düşmanlık, husumet beslemeleri de oluşmuş görünüyor…

***

Anlamalıyız ki…

NATO demek ABD demektir…

ABD demek FETÖ demektir…

FETÖ demek eğitim yoluyla ülkeleri içten ELE GEÇİRME PROJESİ demektir…

PROJE demek TÜRKİYE de yapılan TERÖR DARBE TEŞEBBÜSÜ demektir…

DARBE TEŞEBBÜSÜ demek ABD nin açığa çıkması demektir…

ABD demek FETÖYE halen destek demektir…

NATO DA yaşanan kriz ABD NİN DARBE TEŞEBBÜSÜ devam ediyor demektir…

***

SONUÇ…Öncü güç Türkiye

TÜRKİYE CUMHURİYETİ her türlü saldırıya karşı kendini koruması için sürekli hazır olan ve kendine güvenen bir ülkedir.

Cumhurbaşkanlığından başlayan ve devletin tüm kurumlarından gelen tarihi sorumluklarla, her türlü düşmanlığa her zaman ve her yerde cevap verebilecek bir anlayış genel politikamız olarak kendini göstermektedir…

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu başkanı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihte kurulmuş 16 Türk Devletinin sorumluluğunu da üzerine alarak ebediyete kadar devam edebilecek potansiyele ve özgüvene sahiptir.

UNUTMAMAK GEREKİR Kİ…

ABD…Bileşik devletlerden oluşur…

İNGİLTERE…Birleşik Krallık topluluğudur…

ALMANYA …Federal devletler topluluğudur.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSE…

Daha bir araya gelmemişler topluluğunun öncü gücüdür…

Bu yazı 129 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA