BULMAMIZ GEREKEN EN ÖNEMLİ CEVAP: HANGİSİ?

Paylaş
 

BULMAMIZ GEREKEN EN ÖNEMLİ CEVAP: HANGİSİ?

Çakmak taşı cinsinden siyah bir taş olup, üzerine sürtüldüğünde, altın ve gümüşün saflık derecesini belli eden mihenk taşını biliyor veya illa ki duymuşsunuzdur. Sahte ile gerçeği ayırmasıyla ne harika bir özellik değil mi? Gözlerimizi yanıltan bu yansımayı, sorgulamamıza yardım eden doğal bir cevher… Bu en kıymetli madenlerin gerçek değerini ortaya koyan mihenk taşıyla aynı niteliklere haiz Türkçemizde bir kelime var; ‘hangi.’ Bu kelime dilin kendi tabiatındaki doğal cevherlerden biri… Hatta usta beyinlerde altından bile kıymetli… Haydi, gelin bizde zihnimizi mihenk taşına sürtme cesareti gösterelim. Gerçeği görmek illa bir bedel ister; en zor bedel de cesarettir.

Örnekler konusunda yumuşaktan serte doğru ilerleyelim. Mesela “ Cennet annelerin ayağı altındadır” ya da “Anne ile babanın duası kabul olur…” Ama hangi anne ve babanın? Çocuğunu terk eden, döven, geleceği konusunda bir kaygısı olmayan, sokaklarda dilendiren, ahırdaki yük taşıyan hayvandan daha fazla bir kıymet vermeyen anne-babalar mı? Hangi anne-babalar? Bugün Rusya’da bebeklerin sokağa atılmasını önlemek için devlet özel konteynerler serpiyor sağa sola… Uzak doğu ülkelerinde resmi bir meslek olarak görülen fuhuş için çocuk yaşta seks işçileri yetiştiriyor anne-babalar… Bu onlar için normal bir geçim kaynağı ve durumdan mutlular… Kabullenilmiş kötülük… Türkiye’de şöyle haberler duymuşsunuzdur, “Cinnet geçiren anne veya baba, çocuklarını öldürüp intihar etti…”  Israrla soruyorum, hangi anne-baba? Bizi sorgulamaya iten bu “hangi” sorusu, kıymeti az bir lakırdı mıdır?

Zamanımda İngiliz hükümeti, İrlandalılardan, meclis binasının her penceresi için vergi almıştı. Dünyanın her yerinde olduğu gibi İngiliz için de vergi kutsal… Bizde de öyle acımasız vergi oranları var ki… Petrol ürünleri mesela… Bir mamulün yarısından fazlası vergi olabilir mi? Firavunun laneti gibi ÖTV’si, KDV’si hiç bitmeyen kutsal vergiler… Bir ev kaç kere satılırsa satılsın her seferinde ödenen alım-satım vergisi… Metre kareye bağlı olarak en azı dört bin lira olan kutsal vergiler… Her ay peşin olarak, bir kuyumcu, bir şirket kadar vergi veren, asgari ücrete tabi bir işçiden, kazanç sağladığı gerekçesiyle alınan kutsal vergi… Ne demiştik, hangi vergi? Âdem babadan beri nesiller boyunca gelen kas gücünün vergisi kutsal olamaz. Bir devlet ancak şu sebeple kas gücünden vergi alabilir: demesi gerekir ki: “seni ben yarattım, kaslarını sana ben verdim, bu nedenle kullanım ücreti yani vergisini istiyorum.” Tanrı devlet… Mısır’daki Ra gibi… Tamam, anladık, vergi kutsal ama hangi vergi…

En son örneği de en çok kan pompalayan damardan verelim. Pakistanlı şair Muhammed İkbal’in “Kaç müslümandan, sığın İslam’a” vecizi ile bir Alman yahudisi olan Karl Marks’ın “Din, mutsuzluklar altında ezilen yaratığın son nefesi, kalpsiz bir dünyanın şefkati, ruhsuz bir çağın ruhudur. Din toplumun afyonudur” sözüne mukabil bu yazının klasik sorusunu tekrar soruyorum: Din ama hangi din?

İnsanların din anlayışları ve yorumlarıyla gerçek dinin sarsılmaz duruşunu birbirinden ayırarak fikirlerimizi söyleyelim. Örnekler sayfalarca yazılabilir ama en çarpıcı olanları vermeye gayret edelim. Hangi din? Faiz haram deyip, kâr payını helal sayan din anlayışı mı? Elli tane dairesini kiraya verip, çabasız gelir elde eden hacı abinin, apartmanlarının girişine “Mülk Allah’ındır” tabelasını astırtan din anlayışı mı? “Akrabaya yardım etmek gerek” diyerek, tüm aile yakınlarını devlet kadrolarına usulsüzce yerleştiren milletvekilinin din anlayışı mı? Pirlerinin, Şıhlarının ellerinde, teneşirdeki ölü gibi olmayı düstur edinen, kul şefaati bekleyen din anlayışı mı? Hangi din? Allah adına öldüren, yok eden, haklara yapılan tecavüzleri Allah adıyla meşrulaştırıp, devlet eliyle uygulayan Orta Doğu ve Arap Vahhabi din anlayışı mı? Finansmanlığını emperyalist ülkelerin üstlendiği, dini motif temelli ama aslında tam bir münafıklık göstergesi terör örgütlerinin, esas dini yok sayan ve hatta kendi çıkarlarına göre yapılandıran din anlayışı mı?

Yoksa hiç bir canlıya maddi, manevi, siyasi, politik, ekonomik, askeri, coğrafi ve kültürel olarak zarar vermeme üzerine prensipleri olan din mi? Din ama hangi din?

Bu ‘hangi’ sorusunu nereye koyarsanız koyun, kafaları allak bullak etmeye yetiyor. Ne sihirli bir değnekmiş…

Her şeyden en az iki tane var. Zıtlık kanunu gereği en az iki… Hangisi diye sormak belki dünyadaki ilk soruydu. Hala da cazibesinden bir şey kaybetmiş değil. Seçimlerimiz hayatımıza yön veriyor. Bu soru da hayatımızın tam merkezinde.

Burada bir kaç konuyu temel aldık ama sen değerli okuyucu, tüm seçimlerinde ‘hangi‘ sorusunun hakkını ver. Ayrıca başkasının hangisi değil, senin hangin kendi kapını açan anahtardır.

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA