BİZE DON KİŞOT KADAR DELİ BİR AKILLI LAZIM

Paylaş
 

BİZE DON KİŞOT KADAR DELİ BİR AKILLI LAZIM

Mızrakları, kalkanları alıp, at üstünde değirmen kovalamanın âlemi yok tabi, tıpkı hayal kurma dünyasına girmeyerek, filizlenen fikirlerimizi taşlaştırmanın manası olmadığı gibi.

Yazının başlığını o kadar çok çoğaltabiliriz ki, başka söze gerek bile kalmayabilir aslında. Mesela, Reşat Nuri’nin Çalıkuşu romanındaki Feride’den feyz alarak: “Bize Çalıkuşu kadar küçük, kanatları ülkenin en ücra köşesine değecek kadar geniş bir Zümrüt-ü Anka lazım.” Olası diğer bir başlık adayıyla devam edelim: “Bize Hezarfen Çelebi gibi ayakları yere basan hayalperestler lazım.”

Bu örnekleri neden veriyorum, çünkü bize hangi iş olursa olsun yapmakta olduğu veya yapacağı işe tam bir inançla sarılan, gözünü karartarak işin zorluğundan korkmayan insanlar gerekli. Bunun da çünküsü şu ki, bir el uzağımızdaysalar çevremizi, görebildiğimiz uzaklıktaysalar şehrimizi, düşündüğümüz yakınlıktaysalar ise ülkemizi daha aydınlık günlere taşıyabilirler.

Ama bu kadar hazıra konmacılık yapmayalım. Böyle bir beklenti, dilek, istek amenna… Bu da bir inanç meselesidir. Sen, ben, onun ve herkesin içinde olması gereken his ise tümümüzü kapsıyor. Yani biz, önce kendimiz bu inancın peşinde koşan insanlardan biri olalım.

Absürt bir örnek konuya açıklık getirebilir. Sizce doktorluk mu yoksa çöpçülük mü daha değerli bir meslektir? Ne saçma soru değil mi? Aslında duruma göre değişir. Konuya şuradan bakmaya çalışalım: Doktor hastalık sana geldikten sonra tedaviye başlar ve nihayet sağlığına kavuşursun. Bu sebepten görevini başarıyla ve inançla yaptığı için hem insanlar tarafından sevgiye mazhar olur hem de kendi iç dünyasında inançlı azminin kıvancını yaşar. Harika bir durum, öyle değil mi? Bir belediyenin ya da özel bir şirketin temizlikçisi, çöpçüsü ise seni hasta edebilecek olan tehlikeli maddeleri, sana ulaşmadan önce uzaklaştırdığı için toplu olarak insanların telef olmasını engeller. Orta çağ Avrupa’sının kokuşmuşluğunda bu çok sık rastlanan bir trajediydi. Neyse ki şimdi yok. Vesselam, o çöpçü kardeşimiz de yaptığı işi en az doktor kadar inançla, azimle, kıvançla yapmayı hak ediyor. Mesele, yapılan işin kıymet babında derecesi değil, işini yaparken duyduğun inancın yoğunluğu…

Konuyu daha da paragraflandırmanın gereği yok. Gelmek istediğim nokta şu: inanç bahsini özellikle görmek istediğim bir meslek grubu var. Ama öncelikle şunu söylememiz gerekir ki arzuladığımız inançtaki temel özellik romantizm değil. Bildiğiniz gibi bir romantik, inandığı şeyin yanlış olduğunu öğrendiği anda bile inanmaya devam eder. Ya da yanlış olduğunu bilerek, müptelası olduğu düşüncelere ve insanlara inanmaya devam eder. Biz yanlıştan dönen, inandığı doğrular üzerine kararlılıkla giden insanlardan dem vuruyoruz. Bunu belirttikten sonra şu önemli meslek grubuna geçebiliriz.

Anti-romantik olmasını istediğimiz bu meslek erbapları, siyaset ve politika çarkını çevirmeye çalışan Milletvekilleridir, Bakanlardır. İşin açıkçası TBMM’dir.

Herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından daha değerli olmayan bu siyasi meslek erbaplarına ricalı bir dilekte bulunmak istiyorum: Ülkeyi iyileştirirken bir doktor titizliğinde çalış, hepimize dirlik-birlik ve sıhhat ver. Bizim milli-ulusal-ahlâki ve tarihi bütünlüğümüzü kirleten çöplerden kurtulmak için de bir çöpçü gibi azimle çalış, hepimize tertemiz vatan toprağında özgürce yaşama şevki ver.

Bu öncelikle bir niyet ve dilektir. Aynı zamanda bir rica ve istektir. En nihayetinde ise bir emir ve kanundur. Asıl olanın yani vatandaşın, vekâlet verdiği milletvekiline olan inancıdır.

Hadi Don Kişotlar, hadi Çalıkuşları, hadi Hezarfenler… İnancımız, ellerinizde parlayacak en kıymetli mücevherdir.

 

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA