TÜRK MİLLETİNE HAKARET EDENLERİ ÜZECEK, KUTLU BİR HABERİM VAR

Paylaş
 

TÜRK MİLLETİNE HAKARET EDENLERİ ÜZECEK,

KUTLU BİR HABERİM VAR

Bir aydının, kendi insanını hakir göremeyeceği tezini her zaman savunmuşumdur. Bu sebeple Aziz Nesin’i yanlış anladığımı ya da anlayamadığımı sezinlememe rağmen bir türlü o meşhur hakaret içeren cümleye bir anlam veremiyordum. Ta ki şu ana kadar… Başlangıçta savunmakta olduğum tezi, üzerine basa basa tekrar yineliyorum: “Bir aydın, kendi insanını asla hakir görmez.”

Şu örneği yazı boyunca aklınızın bir köşesinde tutmanızı rica edeceğim: Semt pazarında gezerken elma almaya karar verdiniz mesela. Elinize poşeti almış, en iyilerini koymak için hamle yapacağınız esnada bir askeri birlik etrafınıza toplanıyor ve “şu kasanın arkasındaki çürük olanları alacaksın, yoksa seni vururuz” diyerek silahları başına dayıyorlar. Tam o anda da yanınızdan Aziz Nesin üstadın geçtiğini ve duruma tanık olduğunu senaryoya ekleyelim. Siz mecbur çürük elmaları almış oldunuz, asker silah ve baskı zoruyla size müdahale etti ve bir kara mizah üstadı duruma şahit oldu. Ardından üstat, pazar yerinde bir sandalye üzerine çıkarak bağırmaya başlasın: “Milletin aldığı on elmadan dokuzu çürük, yine de aldılar; bu milletin yüzde altmışı aptaldır.”

Sizce bu örnekte mizahçı üstat, elmayı alan vatandaşa mı yoksa elmayı cebren aldırtan askere mi bir hicivde bulunuyor. Şimdi bu senaryo cebinizde beklesin, bakalım konu nereye gidecek.

Şimdi sizi 1982 senesine götüreyim, yani bu ‘aptallık’ bahsinin çıktığı kaynağa… O yıl İzmir’in Torba ilçesinde bir şenlik vardır. İlhan Selçuk, Aziz Nesin ve Müjdat Gezen bir panele katılır ve panelin konusu mizahtır. Panelde birisi kalkıp der ki: “Nasrettin Hoca’nın torunları olarak zeki insanlarız değil mi?” Aziz Nesin de cevaben “yüzde 60’ı aptaldır” der. O an Müjdat Gezen, Aziz Nesin’in neden böyle bir şey söylediğini anlayamaz ve hemen akabinde kuliste kendisine bu sözün sebebini sorar. Aziz Nesin soruyu şöyle yanıtlar: ‘Evladım, yüzde 92 diyecektim dilim varmadı.’ Müjdat Gezen bu hatırasını şu cümleyle bitirir: “O zaman referandum yapılmıştı ve oy verenlerin yüzde 92’si Kenan Evren’e oy vermişti. Bu söz oradan kaldı.”

Şimdi 1982 seçimlerinde neler oldu ona bir bakalım kısaca… 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 1982’nin 7 Kasımında anayasa referandumu yapıldı. Öncesinde Kenan Evren, yurdun hemen her karış toprağını referandum konuşması yapmak için dolaşmış ve anayasanın kabulü için gerekli gördüğü tehditleri “tatlı” bir konuşma üslubuyla herkese anlatmıştı. Yani “RET” oyu çıkarsa “1980 öncesine mi dönelim istiyorsunuz” gibi bilgilendirici, az tahrikli, biraz kışkırtıcı cümleler kullandı. Tabi, propaganda yasal bir süreçti. “Evet-Hayır” seçeneklerinde sıkıntı çıkınca, konuyu “Kabul ve Ret” olarak bağladılar. Son durum, kabul beyaz, ret oyu da mavi olarak belirlendi. Seçmenler oy kullanırken bir sürprizle karşılaşıyor ve bakıyorlar ki yeni anayasaya ret kararını belirten mavi pusulalar şeffaf zarfın içinde gözüküyor. Yani kimin ne oy kullandığı gayet net ortada. Mavi pusula, insanın hayatını karartan bir renk olabilir. O yıllarda, askeri cuntanın karşısında seçmen ne yapabilir ki. Sonuç olarak yüzde 92’ye yakın bir çoğunlukla “Kabul” yani Kenan Evren’in istediği beyaz pusula tasdik ediliyor. 1982 anayasası olarak tarihe geçiyor.

Aziz Nesin’in 92değil de 60’a yuvarladığı, aptallık konusundaki bu yüzdelik kesimin, referandumdaki durumuna bakalım. Cunta korkusuyla vermiş olduğu kararında, zorla çürük elma seçtirilen vatandaş örneğinde olduğu gibi, masum seçmenlerin üzerinden cuntaya mı “aptal” diyor, yoksa düz mantık olarak, hiçbir hiciv estetiği olmadan, mizah kültürüyle bir bağ kurulamaz sığlıkta bir cümle olarak kendi halkına mı “aptal” diyor. Böyle bir hiciv üstadından siz hangisini beklersiniz.

Belki uzak bir örnek olacak ama Hallac-ı Mansur’un “Enel Hakk”(Ben Hakk’ım) demesinden sonra “tanrılık iddiasında bulundu” iftirasına maruz kalması gibi Aziz Nesin de bu hicvinde gerçek manada anlaşılamamıştır. Zaten halk, kimin “aptal” olduğunu, 30 yıl sonra, Kenan Evren’in yargılanmasında net olarak ortaya koymuştur.

Bizim hatamız, aydınımızı anlamakta biraz geç kalmış olmamızdır. Yazının başındaki tezin vurgusunu bir kere daha perçinleyeyim: “Bir aydın, kendi insanını asla hakir görmez.”

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA