TEMİZ KALMANIN TEK YOLU BAŞKASINA ÇAMUR ATMAK MI?

 

 

 

TEMİZ KALMANIN TEK YOLU BAŞKASINA ÇAMUR ATMAK MI?

İnsanlık birçok kez farklı niteliklerde sınıflandırılmıştır, siyah-beyaz, Müslüman- Mecusi, faşist veya komünist… Biz bu yazıda başka bir kategoriden dem vuracağız. Hem de “hadi canım, olur mu!” dediğimiz yerden. Bakalım göle çalacağımız mayadan yoğurt yiyebilecek miyiz?

Kulaklarınız şöyle bir konuşmaya tanık oldu mu, geçmişinizi bir tarar mısınız? “Ben elde ettiğim bu başarıya o kadar kolay ulaştım ki, hiç bir engelle karşılaşmadan, yeteneklerim doğrultusunda, hep doğruları söyleyerek ve yaparak bu mertebeye geldim.” Şahsen ben böyle birini hiç tanımadım. Var mıdır, o da ayrı bir konu.

Başarılı insan, toplumun geneli tarafından kabul bulmuş bir lanetin çivili ayakkabıları altında ezilmesine maruz bırakılıyor. Aslında bu yeni bir toplumsal çöküntü değil, Kabil’in Habil’i vurup öldürmesi yani sundukları adak kabulünün sadece Habil tarafından başarılması, başarının kendimizde olmadıkça asla istenmemesi bencilliğinin kapağını açtı. Pandora daha kutuyu açmadan çok önce, belki defalarca kilidi kırılmış bir kutu bu. Dudaklarda kutsal bir duanın terennümü gibi ‘başarıya’ olan bu övgü ve yöneliş, iç dünyamıza indikçe lanetlenen, hor görülen, başkasında gördüğümüz anda yok etmeye çalıştığımız Davut’un Golyat’ı misali düşüncelerimizin rahminde dölleniyor. Rüştünü ispatlayamamış her kişi bu lanetin elma şekeri cazibesine kapılıyor. Hemen karalama, olumsuzlama, yerme, hakir görme, düşman kesilme, nifak, haset, kin, nefret ortalığa dağılmış altın paralar gibi kapışılıyor.

Teknolojiyi bile yaptığımız savaşlar sonucu geliştiren bir canlı türüyüz, bu sebeple “başarıyı” içten içe kötüleyerek oluşturduğumuz bu kültür, öyle çok şaşırılacak bir durum değil. İlerlemekte olanı durdurmaya çalıştığımızda ortada bir direnç hâsıl oluyor ve bu sürtünmeden, normal şartlarda olması gerekenden daha evla işler, yetenekli kişilerin ellerinde şekilleniyor. Bir spermanın yumurtaya ulaşmak için çektiği azabı eğer hatırlayabilseydik, bu işin tabiatında bunun olduğunu çaresiz kabul ederdik herhalde.

Ama lafa geldiği zaman asla dillendirilmeyen, “aman efendim ne demek, yürümek isteyenlere tabi ki yolları açarız” lafzı için lütfen aynada gözlerimizin içine bakalım ve sadece kendimizin olduğu bir yalnızlıkta bu duruma bir açıklama getirelim: “ne kadar samimiyim.”

İşler böyle yürümüyor tabi… İnsan kompleksi bu kadar basit çalışmıyor. Attığımız yalana inanmak gibi harika bir savunma sistemimiz var. Akıl-ruh bütünlüğü kendini korumak için acı gerçekleri gün yüzüne çıkarmaktansa, mutlu yalanlarla gerçeği makyajlıyor. Tansiyon düşüklüğü sırasında vücudun, atmosfer basıncını dengelemek için kendini bayıltması kadar süper bir taktik.

Bu durum bireysel bir tekâmül müdür yoksa toplumsal bir kültürün aşamalar halindeki evrimi midir bilinmez, başarıyı engellememe kabiliyeti aslında modern insanın belki ilk vasıflarından biri sayılmalı.

Bir kabiliyet ve başarı çabası gördüğümüzde lütfen elimize çamur almamaya çalışalım, zira topraktan yaratıldık diye çamurlaşmaya hiç gerek yok.

Bu yazı 253 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA