EFES’ İN ENFES VE NEFİS MANZARASINDAKİ AYİN

 

 

 

EFES’ İN ENFES VE NEFİS MANZARASINDAKİ AYİN

Efes Antik Tiyatrosunda enfes görkemiyle nefis bir manzara… Anlatmaya çalışmak, betimlemeye çabalamak bile kifayetsizlik kapısının girişinde beyhude beklemeye benziyor.

Bizde bu görsel, tarihsel güzellikten ölmeden önce nasiplenmek için mekânın kadim taş yollarında yürüyoruz. Her şey olması gerektiği gibi… Meraklı gözler, kameralar, fotoğraf makineleri… Derken gözüm özel bir gruba takıldı. Bir kafile… Herkesten farklı bir yapıda oldukları nazarı dikkatimi hemen celp etti. Çünkü üç gencin elinde müzik aletleri, gitar, def ve küçük bir armonika ile kafilenin rehberine uyarak, söylemekte oldukları ayin duasını terennüm ediyorlardı. Uzaktan onları seyrederken ne kadar huşu içinde olduklarının farkına vardım. Ne söylüyor ve yapıyorlarsa inandıkları belliydi. Neye inandığın önemli değil, inanan insanın parlaklığı yıldızlardan bile belli olur.

Vesselam ayin bitti ve Yunan tanrısı görüntüsüyle rehber bir film fragmanı ses tonunda konuşmaya başladı. Pür dikkat bakışların odaklandığı rehber artık ne anlatıyorsa, dillerini bilmediğimiz için bir mana çıkaramıyorduk ama o insanlar hipnoz boyutunda dinliyorlardı. Arka fonda Efes Antik Tiyatrosu ve fonda ayin yapanların toplam bilançosu…

Yazının bundan sonraki kısmı kişisel bir yaklaşımdır. Belki o insanların günahını da almış olabilirim ama şimdi yazacaklarımla o kişilerin günahlarını alma riskini göze alıyorum.

Rehber ne anlatıyor acaba diye meraklanmaktaydım ki hemen aklımı sessiz film oyunu moduna alarak el ve vücut hareketlerinden bir anlam çıkarabilirim diye düşündüm. Bir kaç kelime çıkarabildim de. Hemen hemen şöyle kelimelerdi: Toprak, burası, bu yer, benim, bizim, hepimizin, arkamda, arkası, arkadakiler, arkamızda olanlar…(ben burada atalar, dedeler manası çıkardım.) Rehber, sağ eliyle şöyle bir etrafı boydan boya göstererek yine sağ avucunu göğsüne bir kaç kere vurdu, benim der gibi. Geri kalanını anlatmaya gerek yok.

Konunun mealine gelirsek, rehberin hareketlerinden çıkan mana şudur: “Bu topraklar atalarımızındı, aslında şu gördüğünüz her yer bizim.”

İhtimal olarak belki önyargılı olmamdan dolayı böyle bir düşüncenin rüzgârında savrulma hatasına düştüğümü varsayalım. Bu durum sadece beni bağlayıp kısır olarak kalacak belki ama diğer fikir şuna sebebiyet verebilir: Bu vatan, bu yurt her ne durumda olursa olsun ister medeniyetin zirvesi ister mağara dönemi kadar karanlık fark etmez, bu bakış açısına sahip insanlar bir turistik gezi için değil, atalarının yaşadığı bu toprakları tekrar elde etme hayalinin sulandırdığı ağızlarını silmeye geliyorlar. Biz, Türkler şimdi Orta Asya’ya gidip buralar bizim dememiz kadar tarihsiz bir yaklaşım olurdu bu. “Şimdi değil belki ama ilerde buralar atalarımızdan bize, tekrar miras kalacak” anlayışıyla yapılan bir ayin. Tanrıya yakılan bir ağıt gibi Efes’in kendilerine ait olmasını isteyen bir ayin.

Geçmiş tarihin hele ki antik ve kadim dönemler olsun, intikamını tutar vaziyette olmak ne büyük bir gaflet. Kapanmamış yaraya her gün tuz basmak kadar acı verici ve ağır bir yük.

Bizler, başkalarının acısı üzerine kurulmuş müreffeh batının ve yenidünyanın, her orta doğuya girdiğinde ‘tarihin intikamını aldık’ lafızlarını çok duyduk. Hatırlayın, ‘Kudüs’ün intikamını aldık.’ ‘Perslerden intikamımızı aldık.’ Biraz kuşku her zaman iyidir. Şimdi İtalya’da eski Roma’nın, batının geneli ve Yunan’da Troya’nın intikamını almak istemeyen biri var mı?

Kadim bir intikamın üzerine medeniyet kurmuş batı kafası, her soluk aldığında bunun hayaliyle tekrar tazeleniyor. Bu onların tarih kromozomuna çoktan yazılmış.

Bende, bu toprakların tuzu eksik olmayan yarası olarak, artık yara bandı çekilmiş bir tarihin nesli olmak istiyorum. Göz konmuş, nazarlı bakılan, gizli planlar yapılıp hain oyunların oynandığı bir ülke olmasını istemiyorum artık bu toprakların. Geri kalan her şeyin teferruat olduğu zamanların içindeyiz. Çünkü vatandan öte köy yok.

İstiklal, işte bu düşüncenin tohumudur. İstiklalimiz için bir miktar paranoyanın şart olduğunu düşünerek, o kafilenin günahını alma riskine giriyorum. Çünkü teferruatlarla uğraşmak kişiyi yolundan saptırır. Bizim tek yolumuz vatanımızdır.

 

Bu yazı 234 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA