DÜNYANIN RAHMİNDEKİ BEBEK

 

 

 

DÜNYANIN RAHMİNDEKİ BEBEK

Toprak ana ya da Tabiat Ana tabirleri kadim tarihten beri insanoğlunun kullandığı tabirlerdir. Tohuma can veren yapısı anlaşılmasıyla zaten başka bir sıfat yüklenemezdi. Doğurganlığın ve var olmanın temel taşı olduğu için dişilik vasfından başka bir özellik yüklenemezdi. Yani kategorileştirirsek gezegenimiz bir dişidir. Ayrıca bir tohum için en güvenli yer toprağın içidir.

Bu açıdan bakılınca, dünya ile aynı özellikleri taşıyan kadın vücudunun en korunaklı bölgesi, doğurganlığın mabedi kutsal rahimdir. Allah’ın sıfatlarından Rahman genele, Rahim de tekile indirgenmiş bir esirgeme biçimidir. Yani böyle kıymetlendirilmiş bir organın, en korunaklı mevkide mevcut olması ilahi bir adaletin göstergesi gibidir. Teşbihte hata olmaz sözüne dayanarak, toprak ananın rahmi, kadının ta kendisidir aslında.

Şimdi sert bir dönemece süratle girerek yazının güzergâhını değiştireceğiz. Umarım savrulmadan konuyu bağlayarak, son duraktaki istasyonda durmayı başarabiliriz.

Öncelikle bir dünya haritasını gözünüzde canlandırın. Asya, Afrika ve Avrupa’ya imkânınız varsa internetten bakın. Özellikle iç Akdeniz havzası. Bu yazının ilgilendiği temel soru şu: Dünyanın rahim bölgesi neresi olabilir? İkinci soru olarak da şu peşinden gelsin: Türkiye’yi rahim duvarına tutunmuş bir embriyoya benzetsem acaba bana yanılıyorsun diyen biri çıkar mı? Akdeniz, Ege ve Karadeniz içindeki yarımada haliyle, hamileliğin yedinci haftasındaki evrelere benzemiyor mu?

Benim bu benzetmem, jeolojik bir hamaset olabilir. Yani kendi ülkemi çok sevdiğim için olduğundan fazla itibarlaştırma çabası içerisinde olabilirim. Ama kim sevdiğini fazla görmez ki?

Bu benzetme nerden icap etti, hemen sadede geleyim. Kadın vücudundaki en korunaklı bölge rahimdir dedik. Kadın erkek fark etmez, insanın tehlike anında cenin pozisyonu aldığı psikolojik bir gerçektir. Güvenlik altına alınması gereken en korunaklı bölgeyi korumak için yapılan bir refleks.

Şimdi de yazıyı jeoloji kulvarında sonlandıralım. Kadim tarihten bu yana insanoğlunun toplana yuvarlana, döküle saçıla buluştukları yer hep Mezopotamya olmuş. Vaat edilmiş, kutsal, bereketli hilal, yeşil vadi, peygamberler şehri, medeniyetin doğuşu gibi meşrebine uygun herkes kendine has bir övgü düzmüş bu topraklara. Vesselam Anadolu, bir ana şefkatiyle özdeşleştirilmiş. İnsanlık bir yerlere dağılmışsa buradan fışkırmış, yok hep bir araya toplanmışsa buraya birikmiş. Medeniyet çemberinin merkezi hep burası…

Dünya bir buzul çağına girse de ya da küresel ısınma durumunda kutuplardaki buzlar erise de Anadolu’nun, rahimdeki embriyo gibi korunduğu jeolojik bir gerçek. İç Akdeniz havzası Anadolu’yu, kasırgalardan ve tsunamilerden korumakta. İklim ya karasal ya da ılıman… Kutup ikliminden arındırılmış. Karadeniz sağ olsun. Dört iklim yaşanır ve hiç bir nimete hasret yaşamazsın. Yaşam için özenle oluşturulmuş bir toprak parçası. Dünyanın en korunaklı yeri desek abartmış olmayız.

Bu toprakların ezelden beri hâkimiyet altına alınmasının illa ki bir sebebi olmalı değil mi? İnsanlar kendi ülkelerini, jeolojik ve tarihsel özelliklerine bakarak seçme özgürlüğünde doğsalar, Anadolu kesinlikle en gözde yer olur. Bu sebeple, Mezopotamya, Anadolu ve Türkiye her zaman göz bebeği kıymetinde istisnasız değerini korur.

Şimdi Türkiye üzerinde oynanan iç-dış, siyasi-politik, derin-gayri resmi hatta resmi oyunları gördükçe kendi kendime diyorum ki: ‘Kardeşim, bu ülkeyi ele geçirmekten başka diğer emperyal egemen ülkeleri daha ne mutlu edebilir.’ Onlar bizi sevmedikleri için düşman değiller, burası çok güzel. Her karış toprağı biraz kazısan tarih çıkar, bereket fışkırır. Hiçbir şey bulamadığın yerde tertemiz su çağlar. Diğerleri için, gel de göz koyma, gel de saldırma, bakmayı dene bakayım ağzın sulanmadan, kendini bu topraklarda hayâl etmeden dur bakayım durabilirsen. Olmaz, olmadı, olmuyor.

Bu ülkenin başına her ne gelirse, kendi güzelliğindendir. Ama bu cazibenin bedelini de, biz Türkler olarak her zaman ödemeye hazır olacağız. Alpaslan ile hazır olduk, Atatürk ile olmaya devam ediyoruz.

Bizi koru Anadolu; çünkü senin her yerin ana şefkati dolu.

 

 

Bu yazı 108 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA