ULU DAĞLARA SESLENEN VADİDEKİ ÇAMUR

 

 

 

ULU DAĞLARA SESLENEN VADİDEKİ ÇAMUR

Alay edin yüce dağlar, eteklerinizdeki çayır çimenle alay edin. Gazete köşelerindeki ulvi dağlardan ovalara balçık akıyor. Mürekkep nehirlerinden gelen cerahatli balçık ovaları kaplıyor. Mecburen genel bitki örtüsü de dağın tabiatına bürünüyor. Bu alaylı balçık hangi dağdan geliyorsa o dağın rengine bürünüyor. Tadı da bir o kadar kötü…

Teşbih, istihzanın üstündedir. Yani başka bir şeye benzetebilirsiniz ama başkalaştırarak bozuma uğratırsanız işte o zaman balçık sizi de bir gün kaplar.

Gelelim işin özüne, nitekim ayyuka çıkan istihzanın balçığından kurtulmak da o kadar kolay olmuyor. Çuvaldızı kendime batırayım ve diyeyim ki alay edersem kalemim kurusun.

Bilgi paylaşımında bulunanları tenzih ederim. Lafımız sadece çamur atıp izi kalması için uğraşanlara. Zaten o kişiler de kendi ellerinin çamurlu olmasından dolayı gizli kalamıyorlar, neyse…

Örnekler konuşsun, mesela Kazım Karabekir Paşa hilafeti savunurken, M. Kemal onunla alay etmedi, Halide Edip, Amerikan mandasını savunurken Atatürk onunla alay etmedi, Mehmet Akif, Fransız edebiyatını kendilerine kopyalayan zamanın aydınlarına, milli mücadele unsurlarını kendilerine düstur edinmeleri gerektiğini söylerken alay etmedi. Uleması, aydını, kahramanı, peygamberi kendisi gibi düşünmeyen insanlarla alay etmedi bilakis kendinde var olanı ya da olması gerekeni izah etmek için hayat denilen eldeki cevheri vakfedip, anlatmak, anlaşılmak ve bilinmek adına yaşadılar. Milli cenahtan gidince akla Atatürk, dini bir rüzgâr esince illaki peygamber, aydın deyince zihinde Mehmet Akif yankılanıyorsa belli prensiplere dayalı bir fikir birliğine varabiliriz değil mi?

Yan yana yürümek için herkesten çok sebebimiz var. Hatta mübalağa edelim, 12 bin yıl öncesinden, Urfa Göbekli Tepeden,  antik uygarlıktan biri gelse ve çivi yazısıyla anlaşmaya çalışsa, onunla da ortak noktalarımızı bulup konuşmak bizim adabımızın muhteviyatında olan bir davranış kalıbı olurdu. Eski Yunan, Roma, Pers İmparatorluğu fark etmez, Anadolu insanının herkesle ortak bir bağı vardır. Burası hamurun mayalandığı yer çünkü. Günümüz insanının anlaşamamasını bir tarafa bırak yerici üslubu kültürel olarak çoktan eriyip gitmiş buzulların, su birikintileri gibi olmaları gerekirdi ancak.

Gazete köşelerinden insanları ayıran fikirler yerine bağlayıcı yapışkanlar kullanılsa, araç amaca hizmet etmiş olacak. Çünkü ayırmaktan kolay ne var, bıçağı keskinletirsin olur biter, kılı bile bine böler ama ya bıçağı imal edebilmek, işte o maharet ister. Alaylı bir üslup doğru bir söz söylese bile gönül kırıcı, moral bozucu oluyor. Yani maya, sütü yoğurda dönüştüremeden bozuyor. Yenmez, acı bir hale bürünüyor. Oysa bize gölü mayalayacak iyi niyetler lazım.

Sizler gönül imal edin. Kararmış aynaları silin, perdelenmiş gözleri açın. Yoksa kara kalem çalışması yaparak renkli dünyalar inşa edemezsiniz.

Sözlerimiz naçizlik mertebesindendir, rüzgârda sallanan bir çiçeğin kopan yaprağı dağın zirvesine kadar uçtu sayın. Hepimiz biliyoruz ki aynı toprağa uzanıyor en kılcal köklerimiz.

Bu yazı 274 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA