SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM DERKEN..

 

 

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM DERKEN..

Son günlerde sebze meyve fiyatlarındaki yükselişle başlayan gıda fiyatlarındaki artış polemiğine farklı bir açıdan bakalım.

Hem iktidar hem muhalefet özellikle yerel seçimler öncesi başlayan bu polemiği, karşı tarafın seçim malzemesi olarak kullandığını iddia etmekte. Yakın planda ülkemizde yaşananlardan gördüğümüz, geniş planda ise tüm dünyada yaşanan ve giderek şiddetini arttırarak yaşanmaya devam edecek olan, kaliteli gıda arzı ve bu gıdalara erişim imkânlarında yaşanan sorunlar hiçbir şekilde seçim malzemesi yapılacak kadar basit olamaz. Çok acıdır ki şuan yaşanan tartışmalar sonuçlar üzerine yapılmaktadır, sonuçlara göre birilerini suçlamak işin en kolay ve en prim getiren şeklidir.

Ülkemizde konu ile ilgili hiçbir şey yapılmıyor dersek çok büyük haksızlık etmiş oluruz. Başta Tarım ve Orman Bakanlığımız olmak üzere, çeşitli üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, Birlik ve Dernekler Sürdürülebilir Tarım, Ekolojik Tarım ve Gıda Güvenliği gibi çeşitli konularda toplantı ve çalıştaylar yapmaktadır. Tüm bunlar elbette ki güzel ve umut vaat edici çalışmalar, ancak bir orkestranın ahengi yok, her enstrüman solo olarak bir şeyler yapmakta ancak senkronize olamayan tüm enstrümanlar ortaya bir sonuç çıkaramamaktadır.

Halkın temel ihtiyaçlarının sağlıklı bir şekilde karşılanması, kıt kaynak olan döviz rezervlerinin Tarım Ürünleri ithalatı ile tüketilmemesi için Sürdürülebilir Tarım Politikaları tüm ülkeler için olmazsa olmaz bir gereksinimdir. Devlet Tarım ve Orman Bakanlığı vasıtasıyla, Gıda Endüstrisi ise gıda fabrikaları ve büyük çaplı üretim yapan şirketleriyle Türkiye tarımına katkıda bulunmaktadır.  Ancak burada sacayağının üçüncü paydaşını da unutmamak gerekir.

Önce Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından, ardından 2014 yerel seçimlerinde Büyükşehir yasası ile tabelalarından köy ismi kaldırıldı. Büyükşehir statüsüne sahip illerimizde köy tüzel kişiliği ve köy ismi artık yok, buralar merkeze bağlı mahalleler oldular. Burada yapılan uygulamanın doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmıyorum. Ancak ülke Tarımının gelişmesi açısından Tarım Bakanlığı ve Gıda endüstrisi ne kadar pay sahibi ise köy ve köylümüzde en az onlar kadar pay sahibidir. Sürdürülebilir Tarım Politikaları derken bunu köy ve Türk Köylüsünü katmadan düşünmek son derece hatalıdır.

Üretim maliyetlerinin artması, miras yolu ile tarım alanlarının iyice bölünmesi, iklim şartları gibi farklı sebeplerden dolayı geleneksel köy tipi üretimin rantabl olmadığı aşikardır. Çeşitli sebeplerden dolayı artan üretim maliyetleri nedeniyle son tüketici ürünleri çok yüksek fiyatlardan tüketmektedir. Buraya kadar hemfikiriz. Ancak bunun da bir çaresi olabilir, hem köy ve köylümüz hak ettiği değeri yeniden kazanabilir hem de tüketici sağlıklı ucuz besinler tüketebilir.

Bunun da tek yolu Birlik olmaktan geçiyor. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği gibi birçok birlik ve dernek tarım alanında halen faaliyet göstermektedir. Burada zayıf halka Kooperatifler ve Kooperatifçilik. Kooperatifçiliğin yeniden ele alınıp, çağın gereklerine göre modernize edilerek tekrar canlandırılması gerekmektedir. Çeşitli Üniversitelerimizden akademisyenlerimizin bu konuda çalışmaları bulunmaktadır. Üreticiden tüketiciye, Bakanlıktan şirketlere, Birliklerden kooperatiflere kadar tüm paydaşlar birlikte çalışmalıdır.

Hadi artık biri alsın şu batonu eline de el alem senfoni görsün.

Hüseyin Çavdar

hsyncavdar@gmail.com

Bu yazı 85 kere okundu.
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

E-Posta : medyatimsah@gmail.com Tel : 0224 246 246 0 Adres : Yeni Karaman Mh. 18. Dere Sk. No:39 Osmangazi/BURSA